Psikoterapi ve İlaç

Bir psikolog olarak ilaç kullanımından bahsetmek isterim. Toplumumuzda hâlâ bir kesim insanın özellikle psikiyatrik ilaçlara karşı ciddi bir ön yargısı bulunmaktadır. Ön yargıların temelinde yatan düşünceler ise şunlardır:

  • İlaçlar beni uyuşturacak!!
  • Bakmakta olduğum çocuklarım var, ilaç kullanırsam onlarla ilgilenememekten korkuyorum!!
  • Ben sorunumu ilaçla değil, kendim yeneceğim!!
  • Ben normalim, henüz ilaçlık değilim!!
  • İlaçlar bana kilo aldırır, asla kullanamam!!
  • İlaç kullanmamı gerektirecek bir hayatım yok!!

 

Bu tür korkulu ön yargılarla, hemen her gün klinikte karşılaşmaktayız. İlaç kullanımına ihtiyaç duyulacak birçok faktör bulunmaktadır. İnsan “biyopsikososyal” bir canlıdır. Biyopsikososyal yaklaşımda kişinin; genetik, biyolojik, kültürel, çevresel, etnik kimlik, psikolojik ve kişilik özelliklerinin sağlık üzerindeki etkileri incelenir. Buna göre de insan tüm bu etkenler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.

 

Fizyolojik olarak beynin ve vücudun birtakım kimyasallara ihtiyacı vardır. İnsan vücudu, bulunduğu ortama ve duygu durumuna göre kendini dengeler. Vücudun savaş-kaç merkezi vardır. Kimi zaman savaş-kaç merkezi, işlevini tam olarak yerine getiremeyebilir. Yoğun stres yaşamı altında, bir travma söz konusu ise (doğal afet veya istismar gibi); trafik kazalarında, kafa travmalarında.. vs. vücut savaş-kaç merkezinin işlevini sürdüremeyebilir. Böyle bir durumda vücudun sinir kimyası bozulur. Kimi zaman salt psikoterapi tek başına bu işlevi görmez. İlgili doktor, hastanın genel muayenesini yaptıktan sonra, vücudunun ihtiyacına göre tedavi edici ilaç vererek iyileşme sürecini başlatır. Bu ilaç tedavisi; kişinin şikayetinin seviyesine, vücut yapısına, genetik faktörlerin yapısına göre değişmektedir.

 

Sanıldığının aksine yukarda saydığım ön yargıların hiçbiri ilaç kullanımında görülmemektedir. Bu inancın olmasında sebep ise; eski çağlarda, psikiyatrinin henüz çok ilerlemediği dönemlerde, şizofreni veya diğer psikiyatrik hastalıklarda tek tip ilaç kullanılmasıydı.  Depresyon, panik atak, fobiler, kişilik bozukları gibi hastalıklarda yine aynı tip ilaç kullanılmaktaydı. O dönemlerden günümüze, insanların gün geçtikçe algısı psikiyatrik ilaçlara karşı katılaşmaya ve korku uyandırmaya başlamıştı. Tıp hızlıca ilerleyince, her hastalığa ait özel birtakım yeni nesil ilaçlar üretilmiştir. Bu sayede günümüzde çok daha doğru ve güvenilir bir şekilde tedavi edilmeye başlanmıştır.

Her ruhsal sorunun tedavisi elbette ilaç değildir. İyi bir anamnez (hastalık öyküsü) alınıp bir uzman tarafından ayırt edilmelidir. Uygun görüldüğü takdirde ilaç kullanımından kaçılmamalıdır.

Uzm. Psikolog Gamze DAĞAR